AnasayfaAnasayfa
HakkımızdaHakkımızda
İletişimİletişim
GizlilikGizlilik
Atatürk’ün devletçilik ilkesini benimsemesinin ve uygulamaya koymasının sebepleri nelerdir?
Atatürk’ün devletçilik ilkesini benimsemesinin ve uygulamaya koymasının sebepleri nelerdir?
Atatürk'ün devletçilik ilkesini benimsemesinin ve uygulamaya koymasının sebepleri nelerdir?Savaş sonrasında henüz özel teşebbüs güç kazanamamıştı. Devlet sanayi alanında atılımda öncülük etmeliydi. Bu...
Atatürk döneminde ekonomi alanında nasıl bir devletçilik uygulaması yapılmıştır?
Atatürk döneminde ekonomi alanında nasıl bir devletçilik uygulaması yapılmıştır?
Atatürk döneminde ekonomi alanında nasıl bir devletçilik uygulaması yapılmıştır?Devlet ekonominin merkezine alınmış, özel teşebbüs henüz oluşmadığı için, milli sermaye yetersizliğinden dolayı, devlet ...
Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilebilir mi?
Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilebilir mi?
Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilebilir mi?Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilemez. Bunun sebebini şu şekilde izah edebiliriz. Demokra...

Atatürk döneminde dil ve tarih alanında hangi çalışmalar yapılmıştır?

8 ay önce admin tarafından yazıldı, kez görüntülendi ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

Atatürk döneminde dil ve tarih alanında hangi çalışmalar yapılmıştır?

Atatürk’ün sosyal bilimler alanında çalışma yapmak üzere açtığı kurumlar nelerdir?

Atatürk ve Sosyal Bilimler
Atatürk, ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmanın çağdaş eğitim görmüş insanların önderliğinde olacağına inanıyordu. Yeni Türk Devleti’nin yetersiz kaynaklarına rağ­men bütçeden ödenek ayrılarak 1925 -1947 yılları arasında Avrupa’ya 40 öğrenci gönderilmiştir. Yurt dışına gidecek öğrencilere gönderdiği telgrafta “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olup dönmelisiniz” sözleri Atatürk’ün bu konudaki beklentisini gösterir. Gerçekten de sosyal bi­limlerin çeşitli dallarında eğitim almak üzere yurt dışına gönderilen Burhan Toprak, Jale inan, Afet inan gibi gençler ülkemize döndüklerinde önemli eserlere imza atmışlardır.
Arkadaşlar Atatürk döneminde yurt dışına gönderilen öğrencilerden Burhan Toprak istanbul Güzel Sanat­lar Akademisi’nde, Türk Süsleme Sa­natları Bölümü’nün açılmasına öncülük etmiş. Jale inan arkeolojik kazılar yaparak Anadolu’nun çok eski dö­nemlerinin aydınlatılmasına katkıda bulunmuş. Afet inan ise Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda yer almış, Atatürk ve Türk tarihiyle ilgili birçok esere imza atmış.
Atatürk’ün sosyal bilimlerin gelişmesi için yaptığı çalışma­lardan bazıları şunlardır:
Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması
Atatürk, zengin ve köklü bir kültüre sahip olan Türk milleti­nin tarihinin bütün yönleriyle araştırılmasına önem vermiştir. “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapa­na sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırta­cak bir mahiyet alır.” diyen Atatürk, bu doğrultuda Türk Ta­rih Kurumu’nun açılmasına öncülük etmiştir. Yine “Türk ço­cuğu ecdadını (atalarını) tanıdıkça daha büyük işler yap­mak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyerek tarih eğitimi­nin önemini vurgulamıştır. 15 Nisan 1931′de Türk Tarihi Tet­kik Cemiyeti adı altında kurulan kurumun adı 3 Ekim 1935′te Türk Tarih Kurumu’na çevrilmiştir.
Türk tarihi ile Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları ince­lemek ve elde edilen sonuçları her türlü yollarla yaymayı amaçlayan Türk Tarih Kurumu, Türklerin Selçuklu ve Os­manlı dönemlerinden önceki tarihi dönemin aydınlatılması­na da önemli katkılarda bulunmuştur. Belleten (1937), Bel­geler (1964) ve Höyük (1991) kurumun düzenli aralıklarla çıkardığı yayınlardandır.
Türk Dil Kurumu’nun Kurulması
Atatürk, milli benliğin ve kültürel değerle­rin ancak milli bir dil ile korunabileceğini biliyordu. “Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, gele­neklerinin, hatıralarının, çıkarlarının kısaca bugün milliyetini oluşturan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözleriyle bu ger­çeği belirtmiştir.
1928 yılında kabul edilen yeni Türk harfleri, sayesinde olu­ma yazma bilenlerin sayısı hızla artmış bunun sonucunda Türk dilindeki gelişmeler de hızlanmıştır. 1932 yılında Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak, dünya dilleri arasında saygın bir konuma ulaştırmak amacıyla Türk Dil Kurumu açılmıştır. Türk Dil Kurumu, bu doğrultuda yüz­lerce eser meydana getirmiştir.
Sosyal Bilimler Alanında Diğer Çalışmalar
Sosyal bilimler alanında dünyaca tanınmış bilim insan­ları ülkemize davet edilmiştir. Birçok konferanslar dü­zenlenmiştir. Türk öğrenciler yurt dışına gönderilmiştir.
Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişmesini sağlamak ve bu alanda nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi açılmıştır.
Anadolu’nun eski dönemlerinin aydınlatılması için arke­olojik kazılar desteklenmiştir. Bu kazılardan çıkan eser­ler Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergi­lenmektedir.
1924 yılında Topkapı Sarayı, müze olarak hizmete açıl­mıştır. 1928 yılında Etnografya Müzesi tamamlanarak hizmete girmiştir. 1934 yılında Ayasofya müze haline getirilmiştir. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kay­seri, Afyon, Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açılmış, eski müzeler onarılmıştır. Bu yolla Anadolu’nun ve Türk milletinin zengin tarih ve kültür mirasının insan­lığa tanıtılması amaçlanmıştır.
1932 yılında inkılapların halka mal edilmesi ve halkın eğitilmesi amacıyla halkevleri kurulmuştur. Kısa zaman­da yurdun her tarafına yayılan halkevleri, dilin Türkçe­leştirilmesi, tarih bilincinin yerleştirilmesi, halka okuma yazma öğretilmesi, milli ve manevi değerlerin topluma kazandırılması konularında etkili çalışmalar yapmıştır.


Atatürkün sosyal bilimler alanında yaptığı çalışmalar nelerdir
Atatürk’ün sosyal bilimler alanında yaptığı yeniliklerden en önemlileri Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun açılmasıdır.
Atatürk, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde arkeolojik kazıların yapılmasını sağlamış, bu kazıları yakından takip etmiştir.

Atatürk’ün diğer bir uygulaması, yabancı sosyal bilimcileri ülkemize davet etmesidir. Böylelikle, sosyal bilimler alanındaki son gelişmelerden haberdar olma ve bu gelişmeleri yakından takip etme imkânı doğmuştur. Ayrıca yurt dışına öğrenciler gönderilmiş ve bu öğrencilerden bir kısmı sosyal bilimler alanında eğitim almıştır.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL ve TARİH – COĞRAFYA FAKÜLTESİ (14 Haziran 1935)
Ankara Üniversitesi’nin fakülte olarak kurulan ilk yüksek öğrenim kurumu olan Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Atatürk’ün adını koyduğu ve anlamlı bir görev yüklediği bilim merkezidir.
Atatürk, fakültenin kurulmasını önerirken dilde, tarihte, coğrafi özelliklerin araştırılmasında bilimsel yöntemler izlenerek ulusal bilince sahip, özgür düşünen, araştıran, sorgulayan, bilim insanlarının yetiştirilmesini istemiştir.
Fakültenin kuruluş yasası TBMM tarafından 14 Haziran 1935’te kabul edilmiştir. 1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan fakülte 13 Haziran 1946’ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına çalışmalar yapmış, daha sonra Ankara Üniversitesi bünyesine alınmıştır.
Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Türk ve Anadolu tarihinin incelenmesinde kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititçeden, Latince ve Yunancaya Antik Batı ve Doğu dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve antropoloji alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur.
Bu eğitim kurumunda birçok ünlü sosyal bilimci yetişmiş. Halil İnalcık ve Bahaeddin Ögel gibi ünlü sosyal bilimciler, bu fakültede eğitim almıştır.
TÜRK TARİH KURUMU (12 Nisan 1931)
Türkiye Cumhuriyetinin önceki tüm Türk devletleri ile bağı olduğunu ve dünya uygarlığının buluşma ve gelişmesinde Türk uygarlığının payı olduğunu düşünen Atatürk, tarih anlayışını geliştirmek ve bu amaçla araştırmalar yapmak için 12 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumunu kurmuştur.
Kurumun amacı Türk tarihini araştırarak elde edilen sonuçları yayımlamaktır. Bu amaçlar doğrultusunda;
- Bilimsel tartışma toplantıları düzenler,
- Türk Tarihi kaynaklarını inceler
- Türk Tarihini ve Anadolu’daki eski yerleşim hakkında belge ve bilgiler toplayabilmek amacı ile gerekli gördüğü yerlerde gezi, araştırma ve teknolojik kazılar organize eder.
YENİ TÜRK HARFLERİ (1 Kasım 1928)
Arap alfabesi ses uyumu bakımından Türkçeye uygun olmadığından okuma ve yazma güçlüğü ortaya çıkarıyordu. Bu nedenle ülkemiz¬de okuma ve yazma bilenlerin sayısı da oldukça azdı.
Latin alfabesinden yararlanılarak, Türk di¬linin yapısına uygun Türk alfabesi hazırlandı. Ye¬ni Türk harfleri, TBMM tarafından 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edildi.
TÜRK DİL KURUMU (12 Temmuz 1932)
Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı aydınları Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı bir dil olan Osmanlıcayı kullanıyordu. Halk ise Türkçe konuşuyordu. Aydınlar ve halk arasında dil farklılığının olması kültürel bir ikiliğin yaşanmasına da neden olmuştu.
Cumhuriyetten sonra aydınların ve halkın yaşadığı bu ikiliği ortadan kaldırmak için çalışmalar başlamıştı.
Türk dilini yabancı sözcüklerden arındırmak Türkçenin öze dönmesini sağlamak ve Türkçeyi dünyanın en zengin dili haline getirmek amacıyla Atatürk, 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumunu açarak Türk dilinin gerçek bir bilim edebiyat ve sanat diline dönüşmesi çalışmalarını hızlandırmıştır.
HALKEVLERİ (1932)
Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan in¬kılapların halka mal edilmesi ve halkın eğitilmesi için herkesin rahatlıkla çalışmalarına katılabilece¬ği yaygın bir teşkilata ihtiyaç vardı.
Atatürk’ün önderliğinde tarihinde resmen açılan halkevlerinin amaçları; halk arasında kültür ve düşünce birliğini gerçek¬leştirmek, Atatürk inkılaplarının benimsenmesini sağlamak, cumhuriyetin kültür atılımını yapmak, Türk milletini yeni amaçlar etrafında toplamak, kır -kent ile köylü – aydın ikiliğini ortadan kaldırmaktır,
Halkevleri kısa zamanda Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı. 1931 ile 1952 yılları arasında 478 halkevi, 4322 halk odası açıldı.
Halkevleri Atatürk inkılaplarının benimsenmesinde özellikle;
• Dilin Türkçeleşmesi,
• Tarih bilincinin yerleştirilmesi,
• Geniş halk topluluklarına okuma ve yaz¬ma öğretilmesi,
• Millî ve manevi değerlerin topluma kazan¬dırılması konularında etkili oldu.

ATATÜRK VE SOSYAL BİLİMLER
Atatürk, Sosyal Bilimlere çok önem vermiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çağın uygarlık seviyesine ulaştırmak için çalışmalar yapmıştır. Eğitime, bilime, teknolojiye, sanata, araştırmaya, öğrenmeye önem vermiştir.


Atatürk döneminde; Türkiye’den, Avrupa ülkelerine, farklı alanlarda öğrenim görmesi için öğrenciler gönderildi. Bunlar arasında Afet İNAN, Jale İNAN, Burhan TOPRAK gibi kişiler vardı. Avrupa da, kendi alanlarında öğrenim görerek, Türkiye’ye geldiler. Türkiye’de bu kişilerin önderliğinde çalışmalar yapılmıştır.
Atatürk döneminde, Sosyal Bilimler alanında yapılan çalışmalar arasında Tük Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasının önemli büyüktür.
1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu(TTK)’nun en önemli amacı; Türk Tarihini araştırmak, bilimsel araştırmalar yapmaktır. Türk Tarih Kurumu, yaptığı çalışmaları Belleten dergisinde yayınlamaktadır.
1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu(TDK)’nın en önemli amacı; Türk Dilini incelemek, yabancı kelimelerden arındırmak ve Türk Dilini geliştirmektir.

Atatürkün sosyal bilimler alanında yaptığı çalışmalar, Atatürkün sosyal bilimlere verdiği önem, Atatürkün sosyal bilimlere katkıları, Atatürkün sosyal bilimler hakkında yaptığı çalışmalar, Atatürkün sosyal bilimler için açtığı kurumlar, Atatürkün sosyal bilimlere katkısı, Atatürk’ün ülkemizde sosyal bilimler gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmalar,

Etiketler:
Benzer Yazılar
Atatürk’ün devletçilik ilkesini benimsemesinin ve uygulamaya koymasının sebepleri nelerdir?
Atatürk'ün devletçilik ilkesini benimsemesinin ve uygulamaya koymasının sebepleri nelerdir?Savaş sonrasında henüz özel teşebbüs güç kazanamamıştı. Devlet sanayi alanında atılımda öncülük etmeliydi. Bunun adı da devletçilikti. özel teşebbüs güçlenene ...
Atatürk döneminde ekonomi alanında nasıl bir devletçilik uygulaması yapılmıştır?
Atatürk döneminde ekonomi alanında nasıl bir devletçilik uygulaması yapılmıştır?Devlet ekonominin merkezine alınmış, özel teşebbüs henüz oluşmadığı için, milli sermaye yetersizliğinden dolayı, devlet kalkınmaya ön ayak olmuştur. Devlet fabrikalar kur...
Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilebilir mi?
Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilebilir mi?Egemenliğin millete ait olmadığı bir devlette demokrasiden söz edilemez. Bunun sebebini şu şekilde izah edebiliriz. Demokrasi insanların özgürce fikirlerini ifade edebilmele...
Milliyetçilik ilkesinin milli mücadeledeki önemi nedir?
Milliyetçilik ilkesinin milli mücadeledeki önemi nedir?Türk yurdunun ve Türk milletinin tutsaklıktan ve esaretten kurtulması, tam bağımsızlık için savaşması, milli egemenlik yolunda durmadan yürümesi için en teşvik edici ilkelerden biri Milliyetçilik...
"Milli birlik ve beraberlik" kavramının bir toplumun geleceği üzerindeki etkileri nelerdir?
"Milli birlik ve beraberlik" kavramının bir toplumun geleceği üzerindeki etkileri nelerdir?Bu duygu ve düşünce Türk halkının geleceğe güvenle bakmasını sağlar. Çünkü milli birlik ve beraberlik sürdükçe, bu toplum hiç ayrılmayacak, ayrılıkçı fikirlere...
Cumhuriyetle yönetilen bir ülkede bireylerin temel hak ve özgürlükleri ile sorumlulukları nelerdir?
Cumhuriyetle yönetilen bir ülkede bireylerin temel hak ve özgürlükleri ile sorumlulukları nelerdir?Cumhuriyet, bir çok hak ve sorumluluğu izlere kazandırmıştır. Bunlar anayasamızda belirlenmişlerdir. Aşağıda verdiğimiz metin bu sorunun cevabını içerm...
Bir devletin belirlediği hedeflere ulaşmak için ihtiyaç duyduğu unsurlar nelerdir?
Bir devletin belirlediği hedeflere ulaşmak için ihtiyaç duyduğu unsurlar nelerdir?Bir milletin sahip olduğu maddi ve manevi tüm unsurlar, milli hedeflere ulaşmak için önemli unsurlardır. Aşağıdaki şekilde bir genelleme yapılabilir.Siyasi Güç Unsurlar...
Milli egemenlik kavramının bir devlete ve topluma sağladığı faydalar neler olabilir?
Milli egemenlik kavramının bir devlete ve topluma sağladığı faydalar neler olabilir?Bir devletin tam bağımsız olması, uyguladığı tüm politikalarda yalnızca kendi halkına karşı sorumlu olması çok önemlidir. ir toplum ancak bu şekilde gerçek huzur ve r...
Avrupa’da yaşanan aydınlanma çağında ortaya çıkan düşüncelerin Osmanlı Devleti’ne etkileri nelerdir?
Avrupa'da yaşanan aydınlanma çağında ortaya çıkan düşüncelerin Osmanlı Devleti'ne etkileri nelerdir?Aydınlanma çağında ortaya çıkan adalet, demokrasi, milliyetçilik ve ulus devleti, bağımsızlık gibi düşünceler, Osmanlı Devletini olumsuz etkilemiştir....
Onuncu yıl nutkundan yola çıkarak Atatürk’ün geleceğe yönelik hedefleri nelerdir?
Onuncu yıl nutkundan yola çıkarak Atatürk'ün geleceğe yönelik hedefleri nelerdir?Ulusal Egemenlik"Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar ...
Yorumlar ( 0 )

Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.